İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması, borçlunun ilamsız takipte ödeme emrine itiraz etmesi üzerine alacaklının takibe devam edebilmek için başvurduğu iki ayrı yoldur. İtirazın iptali (İİK m.67), itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede açılan, alacağın her türlü delille ispat edilebildiği bir alacak davasıdır. İtirazın kaldırılması (İİK m.68) ise alacaklının elinde kanunda sayılan nitelikte bir belge bulunduğunda icra mahkemesinden istenen, daha hızlı ama belgeyle sınırlı bir incelemedir. İki yolda da haklı çıkan tarafın lehine, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatı gündeme gelir.
Bu yazıda iki yolu süre, görevli mahkeme, ispat, karar etkisi ve inkâr tazminatı bakımından karşılaştırıyor; hangi durumda hangisinin tercih edileceğini anlatıyoruz. İtirazın kendisinin nasıl ve ne zaman yapıldığını ödeme emrine itiraz yazısında ele aldık.
Borçlu itiraz edince alacaklının önünde hangi yollar vardır?
İlamsız takipte borçlunun süresinde yaptığı itiraz takibi kendiliğinden durdurur (İİK m.66). Alacaklının takibe devam edebilmesi için bu itirazın bir yargı kararıyla ortadan kaldırılması gerekir. Kanun bunun için iki yol tanır:
- İtirazın iptali davası: Alacağın varlığı genel mahkemede tam bir yargılamayla tartışılır.
- İtirazın kaldırılması: İcra mahkemesi, alacaklının elindeki belgenin niteliğine bakarak itirazı kaldırır; alacağın esasına derinlemesine girilmez.
Alacaklı, bu yollardan birini kullanmak yerine itirazdan bağımsız olarak genel hükümlere göre alacak davası da açabilir; ancak bu durumda mevcut takip kendiliğinden devam etmez. Takip türlerinin genel resmini icra takip türleri yazısında bulabilirsiniz.
İtirazın iptali ve kaldırılması arasındaki farklar nelerdir?
İki yol arasındaki temel fark, incelemenin kapsamıdır: itirazın iptalinde alacağın varlığı esastan incelenir, itirazın kaldırılmasında ise yalnızca belgenin niteliği ve borçlunun belgeyle ileri sürebileceği savunmalar incelenir.
| Ölçüt | İtirazın iptali (İİK m.67) | İtirazın kaldırılması (İİK m.68) |
|---|---|---|
| Görevli yer | Genel mahkeme (asliye hukuk, asliye ticaret, iş, tüketici mahkemesi vb.) | İcra mahkemesi |
| Süre | İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl | İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay |
| Belge şartı | Yok; alacak her türlü delille ispat edilebilir | Var; kanunda sayılan nitelikte belge gerekir |
| Yargılama türü | Genel hükümlere göre tam yargılama | Basit yargılama, belgeyle sınırlı inceleme |
| Dava şartı arabuluculuk | Konuya göre gerekebilir (ör. ticari alacak, işçi alacağı, tüketici) | Gerekmez |
| Kararın etkisi | Maddi anlamda kesin hüküm | Kural olarak yalnız takip hukuku bakımından sonuç doğurur |
| İnkâr tazminatı | Alacağın %20'sinden az olmamak üzere | Alacağın %20'sinden az olmamak üzere |
İtirazın iptali davası nasıl işler?
İtirazın iptali davası, alacaklının borçlunun itirazının haksız olduğunu ve alacağın varlığını genel mahkemede ispat ederek takibin devamını sağladığı bir eda davasıdır. Dava kabul edilirse itiraz iptal edilir ve takip kaldığı yerden devam eder.
Süre
Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m.67/1). Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süre geçtikten sonra itirazın iptali davası açılamaz, ancak alacaklı genel hükümlere göre alacak davası açma hakkını korur. Bir yıllık sürenin son gününü hak düşürücü süre hesaplama aracıyla kontrol edebilirsiniz.
Dava şartı arabuluculuk
Uyuşmazlığın konusu dava şartı arabuluculuğa tabiyse, itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Ticari alacaklar (TTK m.5/A), işçi-işveren alacakları (7036 s.K. m.3) ve belirli tüketici uyuşmazlıkları bu kapsamdadır. Arabuluculukta geçen süre, itirazın iptali için öngörülen bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaz. Konunun ayrıntısını dava şartı arabuluculuk yazısında anlattık.
Harç ve masraf
İtirazın iptali davası nispi harca tabidir; harç, itiraz edilen miktar üzerinden hesaplanır ve takipte ödenen peşin harç mahsup edilebilir. Harç hesabının mantığını dava harcı hesaplama yazısında, güncel tutarı ise dava açılış harcı hesaplama aracıyla bulabilirsiniz.
İtirazın kaldırılması hangi belgelerle istenebilir?
İtirazın kaldırılması, alacaklının takibe dayanak alacağı kanunda sayılan nitelikte bir belgeyle ispat edebildiği durumlarda icra mahkemesinden istenir. Belge yoksa veya kanundaki niteliği taşımıyorsa bu yol kullanılamaz.
Kesin kaldırma (İİK m.68)
İİK m.68, itirazın kesin kaldırılmasına dayanak olabilecek belgeleri sayar:
- İmzası ikrar edilmiş adi borç senedi,
- Noterlikçe onaylanmış veya düzenlenmiş borç ikrarını içeren belge,
- Resmi daire veya yetkili makamların yetkileri dahilinde usulüne göre verdiği belgeler.
Borçlu bu durumda ancak borcun ödendiğini, ertelendiğini veya zamanaşımına uğradığını aynı nitelikte belgelerle ispat ederek kendini savunabilir.
Geçici kaldırma
Alacaklının dayandığı adi senetteki imza borçlu tarafından inkâr edilmişse ve icra mahkemesi imzanın borçluya ait olduğuna karar verirse, itiraz geçici olarak kaldırılır. Bu durumda borçlu, belirli bir süre içinde genel mahkemede borçtan kurtulma davası açarak takibin kesinleşmesini engelleyebilir.
İtirazın kaldırılmasında süre
İtirazın kaldırılması talebi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Altı ay geçtikten sonra bu yol kapanır, ancak bir yıllık süre içindeyse itirazın iptali davası hâlâ açılabilir.
İnkâr tazminatı ne zaman ve kimin aleyhine hükmedilir?
İnkâr tazminatı, haksız itiraz eden borçlu veya haksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklı aleyhine hükmedilen, oranı kanunda alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere belirlenmiş bir tazminattır. Oran yıllık güncellemeye tabi değildir; kanunda sabittir.
| Durum | Kimin aleyhine | Koşul |
|---|---|---|
| İtirazın iptali davası kabul edilirse | Borçlu | Alacaklının talebi; alacağın likit (belirlenebilir) olması |
| İtirazın iptali davası reddedilirse | Alacaklı | Borçlunun talebi; alacaklının haksız ve kötü niyetli takibi |
| İtirazın kaldırılması kabul edilirse | Borçlu | Alacaklının talebi |
| İtirazın kaldırılması reddedilirse | Alacaklı | Borçlunun talebi ve kanundaki koşullar |
Likit alacak şartı
Yargıtay uygulamasında borçlu aleyhine inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit, yani borçlu tarafından hesaplanabilir veya belirlenebilir olması aranır. Alacak miktarı ancak yargılama sonunda bilirkişi incelemesiyle belirlenebiliyorsa, inkâr tazminatı talebi reddedilebilir. Likitlik ölçütüne ilişkin güncel uygulamayı emsal karar arama ile, olay anlatımınızı arama sorgusuna çevirerek bulabilirsiniz. Kararları okurken nelere dikkat edeceğinizi Yargıtay kararı nasıl okunur yazısında anlattık.
Hangi durumda hangi yolu seçmelisiniz?
Elinizde m.68 kapsamında güçlü bir belge varsa ve hız önemliyse itirazın kaldırılması; alacak belgeyle tam ispat edilemiyorsa veya kesin hüküm isteniyorsa itirazın iptali tercih edilir. Karar verirken şu soruları sorabilirsiniz:
- Belgem m.68'deki niteliği taşıyor mu? Taşımıyorsa tek yol itirazın iptalidir.
- Borçlunun itirazı belgeyle çürütülebilir mi? Borçlu ödeme savunmasını tanıkla ispatlamaya çalışıyorsa icra mahkemesi bunu dinlemez; bu, alacaklı lehine bir avantajdır.
- Kesin hüküm gerekli mi? İtirazın kaldırılması kararı, alacağın varlığı konusunda maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; borçlu sonradan menfi tespit davası açabilir.
- Süreler ne durumda? Altı ay geçmişse yalnız itirazın iptali kalır; bir yıl da geçmişse genel alacak davası düşünülmelidir.
- Arabuluculuk gerekiyor mu? İtirazın iptali için dava şartı arabuluculuk süreyi ve planlamayı etkiler.
Bu iki yolda en sık hangi hatalar yapılır?
İtirazın iptali ve kaldırılmasında hataların çoğu sürenin başlangıcını yanlış belirlemekten ve belgenin niteliğini yanlış değerlendirmekten kaynaklanır. Sık görülen hatalar:
- Süreyi ödeme emrinden başlatmak: Bir yıllık ve altı aylık süreler ödeme emrinin değil, itirazın alacaklıya tebliğinden başlar. Tebliğ yapılmamışsa sürenin başlangıcı ayrıca değerlendirilmelidir.
- Adi belgeyi m.68 belgesi saymak: İmzası ikrar edilmemiş bir sözleşme veya fatura, tek başına kesin kaldırmaya dayanak olmayabilir. Bu durumda talep reddedilir ve zaman kaybedilir.
- Arabuluculuğu atlamak: Dava şartı arabuluculuğa tabi bir alacakta doğrudan itirazın iptali davası açmak, davanın usulden reddine yol açar.
- İnkâr tazminatını talep etmemek: Tazminat talebe bağlıdır; dava dilekçesinde açıkça istenmezse hükmedilmez.
- Kısmi itirazı gözden kaçırmak: Borçlu yalnız bir kısma itiraz ettiyse, itiraz edilmeyen kısım için takip devam eder. Dava yalnız itiraz edilen kısım için açılmalı, harç da buna göre hesaplanmalıdır.
- Takip talebindeki kalemlerle davayı uyumsuz kurmak: İtirazın iptali davası takibe bağlıdır; takipte istenmeyen bir kalem bu davada istenemez.
Bu hataların önemli bir kısmı dosya açılışında yapılan kısa bir kontrolle önlenebilir: itiraz tebliğ tarihi, itirazın kapsamı, elinizdeki belgenin türü ve konunun arabuluculuğa tabi olup olmadığı tek bir notta toplanırsa, hangi yolun ve hangi sürenin geçerli olduğu baştan netleşir.
Bir diğer pratik öneri, iki yolu sıralı düşünmektir. Elinizde m.68 kapsamında bir belge varsa önce itirazın kaldırılmasını denemek, talep reddedilirse bir yıllık süre içinde itirazın iptali davasına geçmek mümkündür. Bu sıralama, altı aylık sürenin bir yıllık sürenin içinde kalması sayesinde işler; ancak icra mahkemesindeki yargılamanın uzaması halinde bir yıllık sürenin de dolmak üzere olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.
Bu süreleri büroda nasıl takip edersiniz?
Bir yıllık ve altı aylık süreler uzun göründüğü için en sık kaçırılan sürelerdir; başlangıç noktası, itirazın alacaklıya tebliğ tarihidir. Bu tarihi kaydetmek ve iki son günü ayrı ayrı takvime yazmak gerekir.
Av. Asistan, UYAP ve UETS verisini tarayıcı eklentisiyle otomatik aktaran, Türk avukatlar için yapay zekâ destekli büro yönetim uygulamasıdır. Bu süreçte:
- UETS e-tebligat entegrasyonu ile itiraz tebligatı ekleriyle aktarılır, tebliğ tarihi 7201 s.K. m.7/a'ya göre hesaplanır, süre takvime düşer ve 7, 3, 1 gün kala hatırlatma gelir.
- UYAP entegrasyonu ile icra dosyasının kapak bilgisi, evrak listesi ve tahsilat/reddiyat kayıtları aktarılır; borçlu itirazı dosyaya düştüğünde yeni evrak bildirimi alırsınız.
- Hukuki süreler kural motoruyla hesaplanan süreli işler olarak takip edilebilir; dava hazırlığını bir görev olarak sorumlu avukata atayabilirsiniz.
İcra dosyalarının genel yönetimi için icra dosyası takibi yazısına bakabilirsiniz. Hangi yolun seçileceği ve dava stratejisi avukatın değerlendirmesidir; uygulama hukuki görüş vermez.
Sık Sorulan Sorular
İtirazın iptali davası kaç yıl içinde açılır?
İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m.67). Süre geçerse alacaklı genel hükümlere göre alacak davası açabilir.
İnkâr tazminatı oranı yüzde kaçtır?
İnkâr tazminatı, kanunda alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere belirlenmiştir. Bu oran yıllık olarak değişmez; ancak hükmedilmesi talebe ve kanundaki koşullara bağlıdır.
İtirazın kaldırılması için hangi mahkemeye başvurulur?
İtirazın kaldırılması, icra mahkemesinden istenir. Başvuru, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde ve kanunda sayılan nitelikte bir belgeye dayanılarak yapılmalıdır.
İtirazın kaldırılması kararı kesin hüküm oluşturur mu?
Kural olarak hayır. İcra mahkemesinin kararı takip hukuku bakımından sonuç doğurur; borçlu, alacağın varlığını genel mahkemede menfi tespit veya istirdat davasıyla tartışabilir.
İtirazın iptali davasından önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Uyuşmazlık ticari alacak, işçi-işveren alacağı veya kapsamdaki bir tüketici uyuşmazlığıysa evet, dava şartı arabuluculuk uygulanır. Diğer durumlarda konuya göre değerlendirilmelidir.
Av. Asistan hangi yolu seçeceğimi söyler mi?
Hayır. Yapay zekâ asistanı hukuki görüş vermez ve süre hesaplamaz. Av. Asistan tebligatı aktarır, süreyi takvime düşürür ve hatırlatır; ilgili Yargıtay kararlarını emsal aramayla bulmanıza yardımcı olur.
Yazıyı okudunuz.Şimdi büronuza taşıyın.
Emsal karar, süre takibi ve UYAP entegrasyonu tek platformda.
14 gün ücretsiz deneyin